Harf seç
B
Bâb
باب1.Kapı. 2.Bir kitabın kısımlarından her biri. 3.Bâbîliğin kurucusu Ali Muhammed’in kendisine verdiği ad. (Bkz. Bâbîlik)
ArapçaBaba
بابا1.Çocuğun dünyaya gelmesine sebeb olan erkek, ata. 2.Hürmete layık yaşlı erkek. 3.Her zümrenin başında bulunan zât. 4.Tasavvufta mürşidlik mertebesine…
TürkçeBâb-ı Cibrîl
باب جبريل“Cebrâil Kapısı” mânâsına, Medîne-i Münevvere’deki Mescid-i Nebevî’nin doğu tarafında kıbleye yakın kapısı. Bâb-ı Cibrîl’e, Hazret-i Osman’ın evinin k…
ArapçaBâb-ı Fetvâ
باب فتوى“Fetvâ Kapısı” mânâsına, Osmanlılarda Şeyhülislâmlık dairesine verilen isim. Bâb-ı Meşîhat.
ArapçaBâb-ı İctihâd
باب اجتهاد“İctihad Kapısı” mânâsına, Kur’an ve sünnetten hüküm çıkarabilme faaliyetine verilen isim.
ArapçaBâbîlik
بابيلكXIX. asrın ikinci yarısında İran’da aşırı Şiî fırkalarından el-Bâb Ali Muhammed tarafından ortaya çıkarılan, kendisine Mehdî ve Şiîlikte beklenen imâm…
TürkçeBâb Mahkemesi
باب محكمه سىOsmanlılar zamanında büyük şehirlerin çeşitli semtlerinde ve nahiyelerinde bulunan, basit dâvâları süratle neticelendirmek üzere kâdılar tarafından ve…
TürkçeBâbü’r-rahme
باب الرحمة“Rahmet Kapısı” mânâsına, Mescid-i Nebevî’nin batı duvarındaki iki kapıdan biri. Bâbü’l-Âtike (Eski Kapı). Bâbü’s-Sûk (Çarşı Kapısı). Peygamber aleyhi…
ArapçaBâbü’s-selâm
باب السالم“Selâmet Kapısı” mânâsına, 1.Mekke-i Mükerreme’deki Mescid-i Harâm’ın doğu tarafına açılan kapı. Bâb-ı Şeybe. Peygamber aleyhisselâm 35 yaşında iken,…
ArapçaBâbü’s-sıddîk
باب الصديق“Sıddık Kapısı” mânâsına, Mescid-i Nebevî’de Bâbü’s-Selâmın sol tarafından üçüncü küçük kapı. Resûlullah aleyhisselâm vefâtından önce Eshâb-ı kirâmın…
ArapçaBâbü’t-tevessül
باب التوسل“Tevessül (Duâ) Kapısı” mânâsına, Mescid-i Nebevî’nin kuzeye açılan kapısı. Hicretin 2. senesi Receb ayında, kıblenin Kudüs’ten Kâ‘be’ye dönmesi emrol…
ArapçaBâc
باج1.Daha ziyade temettüden (gelirden) alınan vergi. 2.Büyük bir hükümdarın, kendisinden daha aşağı mertebede bulunan hükümdarlardan aldığı vergi.
FarsçaBâciyân-ı Rûm
باجيان رومÂhîler tarafından Anadolu’da XIV. asırda kurulan tasavvuf ehli kadınlar birliği.
FarsçaBâd
بادRüzgâr. Ey bâd-ı sâbâ uğrarsa yolun Semt-i Haremeyn’e, Selâmımı arzeyle Resûlüssekaleyne. (Lâedrî)
FarsçaBâdî
بادى1.Rüzgâra veya havaya ait. 2.Geçici.
FarsçaBâdire
بادرهÂniden ortaya çıkan tehlikeli vaziyet.
FarsçaBağçe-i Resûl
ۀ رسولبغچMescid-i Nebî’deki, Hücre-i Se‘âdet ile minber arası. Ravda-i Mukaddese. Ravda-i Mutahhara. Ravda-i Mübâreke. Ravda-i Pâk. Vehhâbî eşkıyasının başı ol…
FarsçaBâgî
باغى(A. Bagy’den) 1.Azgın, taşkınlık yapan. 2.Bagy suçu işleyen, kendince meşru bir sebebe dayanarak meşru halîfeye silahla isyân eden, âsî. Çokluk hâli b…
Bagy
بغى1.Azgınlık, taşkınlık, haddi aşma. 2.Meşru bir hükûmete, kendince haklı bir sebebe istinâden silahlı ayaklanma, isyan. Hurûc ale’s-Sultân.
ArapçaBahâ
بهاKıymet, değer; semen, fiyat. Paha. Her gece kadr olsa, kadrin kadri olmazdı şâhâ Her hacer gevher olsa, gevher etmezdi behâ. (Bâkî) [Ey padişahım her…
FarsçaBahâdır
بهادرCesur, yiğit, kahraman.
FarsçaBahaîlik
بهائيلك(Bkz. Behâiyye)
TürkçeBahîl
بخيل(A. Buhl’den) Cimri. Bahîl, Allahü teâlâdan, Cennet’ten ve insanlardan uzaktır. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî)
Bahr
بحر1.Deniz. 2.Aruzda aslî bir vezinle ondan doğan vezinler mecmuası.
ArapçaBahreyn
بحرين1.İki deniz. 2.Basra körfezinde bir ada.
ArapçaBahrî
بحرى1.Denize mensub. 2.Denizlerde yaşayan bir kuş.
ArapçaBahr-i Muhît
بحر محيطOkyanus. Bahr-ı muhît reşhâsıdır feyz-i fazlının, Nûru basît lem‘asıdır hüsnünün şahâ. (Lâedrî) (Ey şah! Okyanus, lutuflarından bir sızıntıdır. Güneş,…
ArapçaBahr-i Ummân
بحر عمان1.Okyanus. 2.Hind Okyanusu. Bu aşk bir bahr-i ummândır, Buna hadd ü kenâr olmaz. (Seyyid Seyfullah)
ArapçaBahriyeli
بحريه لىDenizci.
ArapçaBahriyye
بحريهDonanma, denizcilik işleri.
Arapça