Harf seç
Ç
Çâk
چاكYarık, yırtık; yırtmaç.
FarsçaÇâr (çihâr)
چارDört.
FarsçaÇarh
چرخ1.Çark, tekerlek. 2.Felek, gök. 3.Yaka. 4.Ok yayı. 5.Çakır, doğan. 6.Tef. 7.Devreden, dönen. Eğer insan, eğer melek, Yalvarırım, geçer dilek. Vefâsızd…
FarsçaÇarmıh (çârmîh)
چارميخ“Dört çivi” mânâsına, birbiri üzerine dikey olarak konulmuş iki tahtadan meydana gelen, mahkûmu iki yana açılmış kollarından ve bağlanmış ayaklarından…
FarsçaÇarşaf
چارشافMüslüman kadınların tesettür maksadıyla giydikleri kolsuz, bol ve geniş üst örtüsü, çar. Aslı çâder-şeb.
FarsçaÇehiz
چهيزAilesinin evlenen kıza verdiği eşya, cihâz, çeyiz. Baba, kızına çehiz hazırlayıp sıhhatte iken kendisine teslim ettikten sonra ölse, vârisler bundan h…
ArapçaÇehre
چهره1.Yüz, surat. 2.Görünüş. Aslı çihre. Çehre-i mâşûk (sevgilinin yüzü) karşı karşıya gelen iki aynalarda, aynanın temizliği ve nûrâniyyeti kadar görünür…
FarsçaÇek
چكBankacılıkta bir havalenin ödenmesi için çıkarılan teyit emri, süftece. Aslı Arabca sakk.
FransızcaÇeki
چكىOdun, taş gibi şeyleri tartmak için kullanılan ve 195 okka (250 kg.) gelen eski bir ağırlık ölçüsü.
TürkçeÇekirdek
چكيردكSarraflıkta kullanılan ve denkin altıda biri gelen (0,15 gr.) ağırlık ölçüsü.
TürkçeÇekirge
چكيرگهSıcak memleketlerde kırlarda yaşayıp bitkilere zarar veren ve çok iyi sıçramasıyla tanınan düzkanatlılardan bir böcek. İki leş ve iki kan bize helâl k…
TürkçeÇekiştirmek
چكيشدرمكDedikodusunu yapmak, hakkında ileri geri konuşmak.
TürkçeÇelebi
چلبى1.Osmanlılarda Divan-ı Hümâyun kâtibi. 2.Mevlânâ Celâleddin Rûmî soyundan. 3.Mütevâzı, merhametli.
TürkçeÇelenk
چلنك1.Mücevher veya herhangi bir mâdenden yapılıp başa takılan sorguç. 2.Halka şeklinde yapılmış çiçek, dal ve yaprak demeti.
TürkçeÇend
چندBirkaç. Hayât-ı çend rûzeyi (birkaç günlük hayâtı) âhiret azığının tahsîline sarf edip, diğer işleri Hak celle ve a‘lâya sipâriş edeler. (Mektûbât-ı M…
FarsçaÇengi
چنگى1.Çeng denilen sazı çalan. 2.Oyuncu kız.
FarsçaÇerâğ
چراغ1.Fitil, mum. 2.Otlama; otlak. Söndü çerâg-ı âfiyet, Zulmetde kaldı şeş cihet, Açıldı subh-ı âhiret, Envâr-ı Hak’dan muktebes. (Sâmi Paşa)
FarsçaÇerha
چرحه1.Çıkrık gibi dönen yuvarlak dolap. 2.Ordunun ilerisindeki askerin yaptığı ta‘lim.
FarsçaÇeşm
چشمGöz. (Çeşmân: iki göz.) Kerâmetidir beni kaldırdı hâk-ı mezelletden, Mu‘azzez eyledi fakîri, rağmen çeşm-i hüssâda. (Işkî)
FarsçaÇeştiyye
چشتيهEvliyânın büyüklerinden Muînüddîn-i Çeştî hazretlerinin tasavvuftaki yolu.
ArapçaÇeyiz
چيزEvlenirken kıza ailesinin verdiği ve koca evine götürdüğü eşya. Cehiz, cihâz.
TürkçeÇifte Ezan
چفته اذانBazı büyük câmilerde iki müezzinin her cümlede birbirini beklemek suretiyle birer defa ezan okunması.
TürkçeÇihâr Yâr-ı Güzîn
چهار يار گزين“Seçilmiş, sevgili dört arkadaş” mânâsına Muhammed aleyhisselâmın dört mümtaz ve büyük halîfesi, Hazret-i Ebû Bekr, Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman ve H…
FarsçaÇile
چله1.Kırk. 2.Dervişlerin, nefislerini terbiye ederek tasavvuf yolunda ilerliyebilmek için kırk gün tenhâ bir yerde riyâzet ve ibâdetle meşgul olmaları. H…
FarsçaÇilehâne
چله خانهÇile çekilen yer. (Bkz. Çile) Açlıkla ve insanlardan kaçarak çilehânede yalnız yaşamakla nefislerini temizleyenlerin, fakat Hak teâlâya yaklaşmayanlar…
FarsçaÇini
چينىToprak sırlı kap, sırça kap.
FarsçaÇirkef
چيركفPis su; çok kötü yer veya kimse. (Aslı çirk-âb’dır.)
FarsçaÇocuk
چوجقDoğum ile bulûğ arasındaki insan.
TürkçeÇömez
چومز1.Bir işi yeni öğrenen; yamak. 2.Medresede müderrise veya kıdemli talebeye hizmet ederek ilmini ilerleten talebe.
Türkçe