Harf seç
N
Nâb
نابÖn dişlerin yanlarındaki altlı üstlü uzun ve sivri dört diş, köpek dişi.
ArapçaNabâtîler
نباطيلرAntik çağda Arabistan’ın kuzeyinde yaşayan, Arab yazısını inkişaf ettiren bir Arab topluluğu ve devleti.
ArapçaNâçâr
ناچارÇaresiz, ister istemez. Nâçâr sıfât-ı ilâhî, âleme âlemden ve âlemin üsûlinden ki ef ‘aldir. (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)
FarsçaNâçîz
ناچيزKıymetsiz.
FarsçaNâciz
ناجيز1.Hazır, mevcut bulunan, var olan. 2.Tamamlanmış, dönüşü olmayan akid.
ArapçaNâdân
نادانCâhil; terbiyesi kıt, kaba. Devr-i zamane cünbüşi nâdânlık üzredir. Nâdân komaz ki merdüm-i dânâ huzur ede. (Bâkî) [Zamanın işleri câhillerin elindedi…
FarsçaNadas
ناداسToprağın temizlenip, sürülüp ekilmeden dinlenmeye bırakılması.
YunancaNâdîde
ناديدهGörülmemiş; pek seyrek bulunan, çok değerli.
FarsçaNâdim
نادم(A. Nedâmet’den) Nedamet duyan, pişman olan.
Nâdir
نادر(A. Nedret’den) Seyrek, ender bulunur.
Nadîroğulları
ندير اوغوللرىİslâmiyet’in ilk yıllarında Medîne’de yaşayan üç Yahudi kabilesinden biri. Benî Nadîr. Nadîr, yeşil ve çiçekli bir bitkidir. Bu kabilenin Medîne ve çe…
TürkçeNâdirü’r-rivâye
نادر الروايهHanefî müctehidlerinden İmâm Muhammed’in, hocası İmâm-ı A‘zam Ebû Hanife ve İmâm Ebû Yûsuf ile kendisine ait kavilleri toplayıp yazdığı üç kısım kitap…
ArapçaNâf
ناف1.Göbek. 2.Orta.
FarsçaNafaka
نفقهİnsanın yaşayabilmesi için, yiyecek, giyecek ve ev gibi lâzım olan şeyler. Allahü teâlâ, yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandırmak için, küçük büyü…
ArapçaNafaka-i Ekârib
نفقۀ اقاربUsûl, furû ve akraba nafakası.
ArapçaNafaka-i Makdıyye
نفقۀ مقضيهAlacaklısının talebi üzerine mahkeme tarafından tayin olunan kararlaştırılan nafaka.
ArapçaNafaka-i Mardiyye
نفقۀ مرضيهİki tarafın rızası ile tayin ve teslim edilen nafaka.
ArapçaNafaka-i Mu‘accele
نفقۀ معجلهPeşin verilen nafaka.
ArapçaNafaka-i Müstedâne
نفقۀ مستدانهBorç ile tedarik olunan nafaka.
ArapçaNâfi‘
نافع1.Menfaatli, faydalı. 2.Allahü teâlânın sıfatlarından (en-Nâfi‘).
ArapçaNâfile
نافله1.Fazlalık. 2.Farz ve vâcib olmayan, yapana sevab kazandıran ibâdetler. Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kıl. (…
ArapçaNâfiz
نافذ1.Nüfuz eden, delen, delip geçen, geçerli, içeriye giren, işleyen. 2.Tesir yapan, sözü geçen. 3.Sahih, muteber. Bâliğ olan akıllı insanın alış-verişi…
ArapçaNaft (neft)
نفتPetrol.
ArapçaNağme
نغمهSesi mûsikî perdelerine uydurmak. Kur’ân-ı kerîmi nağme ile, yani sesi mûsikî perdelerine uydurarak okumak, harfleri bozmaz ise, âlimler mekrûh demişt…
FarsçaNâhak
ناحق1.Haksız. 2.Beyhûde, boş.
FarsçaNâhiye
ناحيه1.Yan taraf, kenar. 2.Civar, çevre. 3.Büyükçe köy.
ArapçaNahle
نخلهHurma ağacı. Bu ağacın yaratılışında topluluk ve adâlet vardır. İnsanın yaratılışı da böyledir. Bunun içindir ki, Peygamber efendimiz nahle ağacına âd…
ArapçaNahl Sûresi
نحل سوره سىKur’ân-ı kerîmin on altıncı sûresi. Son üç âyeti Medîne’de, diğer âyetleri Mekke’de nâzil oldu. Yüz yirmi sekiz âyet-i kerîmedir. Altmış sekizinci âye…
Nâhoş
ناخوشHoş olmayan.
FarsçaNahr
نحر1.Boğazlama. 2.Kurbanlık deveyi göğsü üstünden (evdâcını yani iki büyük damarını) kesmek. (Bkz. Kurban) Deveyi kesmekte sünnet olan nahrdır. Sığır ve…
Arapça