Harf seç
Ü
Üç Aylar
اوچ آيلرYapılan ibâdetlere daha çok sevab verilen ve mübarek gecelerin çoğunun içinde bulunduğu Receb, Şa‘bân ve Ramazan ayları. Eşhürü’s-Selâse.
TürkçeÜcret
اجرتBir iş, hizmet veya bir şeyden faydalanma karşılığında verilen para veya mal, karşılık. İcâre (kirâ) akdi semeni. Ecr. (Bkz. Ecr, İcâre, Kirâ) Ey kavm…
ArapçaÜcûr
اجورEcirler, sevablar.
ArapçaÜcürât
اجوراتÜcretler.
ArapçaÜcûr-i Cezîle
اجور جزيلهBol sevablar.
ArapçaÜfkî
افقى(Bkz. Ufkî)
Üftâde
افتاده1.Düşmüş, düşkün. 2.Âşık.
FarsçaÜfûl
افول1.Batma, kaybolma; görünmez olma; ölme. 2.Alışma, kaynaşma; görüşüp konuşma; ahbablık, dostluk.
ArapçaÜlfet
الفتAlışma, alışkanlık; dostluk, ahbablık; münasebet. Allahü teâlâya en sevimli olanınız, ülfet edip, kendisiyle ülfet olunandır. Allahü teâlâya en sevims…
ArapçaÜlü’l-azm
اولو العظم(Bkz. Ulü’l-azm)
Ülü’l-ebsâr
اولو االبصار(Bkz. Ulü’l-ebsâr)
Ülü’l-elbâb
اولو االلباب(Bkz. Ulü’l-elbâb)
Ülü’l-emr
اولو االمر(Bkz. Ulü’l-emr)
Ülü’l-erhâm
اولو االرحام(Bkz. Ulü’l-erhâm)
Ümem
اممÜmmetler, milletler.
ArapçaÜmem-i Kadîme
امم قديمهÖnceki ümmetler.
ArapçaÜmem-i Sâlife
امم سالفهGeçmiş ümmetler.
ArapçaÜmid
اميد(Bkz. Ümmîd)
FarsçaÜmmet
امتCemâat, topluluk; bir peygambere îmân eden insanlar. (İbrâhim aleyhisselâmı dünyada hayırlı, âhirette sâlihlerden) kıldığımız gibi, ey Müslümanlar siz…
ArapçaÜmmet-i Da‘vet
امت دعوتKendilerine gönderilen peygambere inanmaya da‘vet edilip de îmân etmeyen kimseler. Şimdi yeryüzünde Müslümanlardan başka bütün insanlar ümmet-i da‘vet…
ArapçaÜmmet-i İcâbet
امت اجابتKendilerine gönderilen peygamberin da‘vetini kabul edip, ona inanan ve tâbi olan kimseler. Kur’ân-ı kerîmin indirilmesinden sonra yeryüzündeki insanla…
ArapçaÜmmî
امى1.“Annesinden doğduğu gibi” mânâsına kitap okumamış, yazı yazmamış, kimseden ders görmemiş kişi. 2.Allah tarafından yetiştirilen, terbiye edilen. Onla…
ArapçaÜmmîd (ümîd)
اميدUmmak, arzu, istek. Sebeblere yapıştıktan sonra iyi netice beklemek. (Bkz. Havf ve Recâ) Allahü teâlâdan korkmalı, O’nun rahmetinden ümidi kesmemelidi…
FarsçaÜmmîdvâr
اميدوارÜmidli. Tövbe kapısı açıktır. Hak teâlâ ra’ûf ve rahîmdir. Kusur işlemekten kimse hâlî değildir. Ümmîdvâr olalar. (Mektûbât-ı Ma‘sûmiyye)
FarsçaÜmmîd Ve Korku
اميد و قورقوAllahü teâlânın rahmetini ummak ve azâbından korkmak. (Bkz. Havf ve Recâ)
TürkçeÜmmü’l-habâis
ام الخبائثHabislerin annesi. Kötülüklerin başı, sebebi.
ArapçaÜmmü’l-kitâb
ام الكتاب1. “Kitabın anası, kitabın esası” mânâsına müteşâbih âyetlerin anlaşılmasına yardımcı olması hasebiyle kitabın esası gibi olan muhkem âyetler. (Bkz. M…
ArapçaÜmmü’l-kurâ
ام القرى“Köylerin (şehirlerin) anası” mânâsına Mekke-i Mükerreme için Kur’ân-ı kerîmde geçen bir tabir.
ArapçaÜmmü’l-kur’ân
ام القرآن“Kur’ân-ı kerîmin annesi, esası” mânâsına Fâtiha sûresi için kullanılan bir tabir. Bir kimse namaz kılsa da, o namazda Ümmü’l-Kur’ân’ı okumasa, o nama…
ArapçaÜmmü’l-mü’minîn
ام المؤمنين“Mü’minlerin annesi” mânâsına Resûlullah aleyhisselâmın zevcelerinden her birine verilen lakab. Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha yakındır.…
Arapça