Harf seç
K
Ka‘b
كعب1.Topuk, topuk kemiği. 2.Şeref, yükseklik. 3.Dört köşeli cisim.
ArapçaKaba Avret
قبا عورتErkek ve kadınların başkalarına örtmesi gereken yerlerinden açılması ve bakılmasının yasaklığı daha fazla olan kısımlar. Avret-i galîza. Erkeklerin se…
TürkçeKabâhat
قباحتÇirkinlik; çirkin hareket, uygunsuz iş, kusur, suç.
ArapçaKabak
قباقİki batman, 12 okkalık eski bir zahîre ölçüsü.
TürkçeKaba Kuşluk
قبا قوشلقŞer‘î gündüzün yarısına tekabül eden ve öğle vaktinin hemen evveline denk gelen zaman. (Bkz. Dahve-i Kübrâ)
TürkçeKabâle
قبالهGötürü usûlü, toptan (satış).
ArapçaKaba Necâset
قبا نجاستMuayyen bir mikdardan fazlasının namaz kılmaya engel olduğu pislik. Necâset-i galîza. (Bkz. Necâset) İnsandan çıkınca abdesti veya guslü gerektiren he…
TürkçeKabbân
قبانUmumiyetle gıda maddelerini ölçmeye yarayan büyük terazi.
ArapçaKâ‘be
كعبهMekke-i Mükerreme şehrinde Mescid-i Harâm’ın ortasında bulunup, aynı zamanda Müslümanların kıblesi olan taştan yapılmış dört köşeli binâ. Beytullah. B…
ArapçaKâbe Kavseyn
قاب قوسين1.İki yay arası, bir yayın kirişinin bağlandığı iki nokta veya yayın tutulduğu yer ile kirişi arası (iki kaş arası). 2.Çok az bir mesafe. O (Muhammed…
ArapçaKâbıd
قابض1.Kabz edici, tutan. 2.Bazı kullarına rızkı dar edici, yâhud ölüm vaktinde ruhları kabz edici mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (el-Kâbıd).…
ArapçaKabîh
قبيحÇirkin, iğrenç, kötü. Allahü teâlâ küfrden, şirkten râzı olmadığını Peygamberleri ile bildirdi. Küfrün kabîh olduğunu ve kâfirlerin mel‘ûn olduklarını…
ArapçaKâbil
قابل(A. Kabul’den) 1.Kabul eden, kabul edici. 2.Olan, olabilir, mümkin.
Kabîle
قبيلهAynı soydan sayılan ve bir başa itâat eden insan topluluğu, boy.
ArapçaKâbil-i Taksîm
قابل تقسيمTaksim edilebilir, bölünebilir müşterek mal.
ArapçaKâbil-i Te’lîf
قابل تأليفÜlfet ve imtizaç ettirilebilir, uzlaştırılabilir.
ArapçaKâbil-i Temlîk
قابل تمليكMülkiyeti devredilebilir.
ArapçaKâbiliyyet
قابليت1.Anlama, anlayış, kabul edebilirlik, alabilirlik, isti‘dâd, iz‘ân. 2.Beceriklilik, eli işe yatkınlık; kapasite.
ArapçaKabine
قابينهOda; bakanlar kurulu, hükümet mensubları.
FransızcaKabir Azâbı
قبر عذابىÎmânsızların ve günahkârların kabre konulduktan sonra çektiği haber verilen ve keyfiyeti bilinmeyen azap, cezâ. Namazda son teşehhüdden sonra şöyle de…
TürkçeKabir Hayâtı
قبر حياتىİnsanın ölüp kabre konmasından, kıyâmet koparak, mahlûkların diriltilmelerine kadar geçen zaman. Kabir hayâtı, dirilerin hayâtı gibi değildir. Dünya h…
TürkçeKabir (kabr)
قبرÖlen insanın defnedilmesi, gömülmesi için kazılan yer, mezar. Sonra onun canını aldı ve kabre soktu. (Abese sûresi: 21) Kabir, Cennet bahçelerinden bi…
ArapçaKabir Suâli
قبر سؤالىMeyyit defn edildikten sonra kabre gelen Münker ve Nekîr adlı iki meleğin meyyite îmâna dair sual sorması. (Bkz. Münker ve Nekîr) Mü’min kabre konulun…
TürkçeKabir Ziyareti
قبر زيارتىGerek ibret alıp sevab kazanmak, gerekse ölüleri sevindirmek maksadıyla mezar başında yapılan ziyaret. Kabir ziyaretini önce yasaklamıştım. Şimdi ziya…
TürkçeKabr-i Seâdet
قبر سعادتHazret-i Peygamber aleyhisselâmın defnedildiği kabir. Hücre-i Seâdet. Kabr-i Seâdet'in bulunduğu yer Hazret-i Âişe vâlidemizin odası idi. Peygamber ef…
ArapçaKabristân
قبرستانMezarlık, ölülerin gömüldüğü yer. Makbere. Kabristânda bulunan ağaç, orası kabristân yapılmadan evvel yetişmiş ise, toprak sahibinin mülkü olur. Ağacı…
FarsçaKabûl
قبول1.Râzı olmak; tasdik. 2.Birini karşılamak, ağırlamak. 3.Verilen şeyi alma. 4.Bir yere alınma. 5.Akidde yapılan icaba rızâ göstermek. Alıcı ve satıcıda…
ArapçaKâbus
كابوس1.Uykuda basan ağırlık, karabasan, kötü rüya. 2.Felâket.
ArapçaKabz
قبض1.Elle tutma, teslim alma. Teberru, ancak kabz ile tamam olur. Meselâ bir adam birine bir şey hibe etse kable’l-kabz (almadan önce) hibe tamam olmaz.…
ArapçaKabza
قبضه1.Tutma yeri, sap, tutamak. 2.Bir tutam. Sakalı, bir kabza, yani dudak kenarından sakalın başladığı yerden dört parmak eni kadar uzatmak sünnettir. (B…
Arapça