Harf seç
M
Mâ‘adâ
ما عداBaşka. Oğlan sütten mâ‘adâ bir şey, bir kere bile yerse veya iki yaşını geçerse ve süt emen kızın her zaman, bevllerini yalnız su ile yıkayarak temizl…
ArapçaMa‘a Gayrihi Asabe
مع غيره عصبهBaşkası sayesinde asabe sınıfından olan vâris. Asabe-i ma‘a’l-gayr.
ArapçaMa‘alesef (malesef)
مع االسفEsef ile (söylüyorum), ne yazık ki.
ArapçaMa‘al-kerâhe
مع الكراههMekrûh olarak; istemeyerek, zoraki.
ArapçaMa‘amâfih (mamafih)
مع ما فيهBununla beraber.
ArapçaMa‘ârif
معارف1.Bilgiler, irfanlar. 2.Mekteblerle meşgul olan devlet dairesi. Ma‘rifet’in çokluk hâli.
ArapçaMa‘aş
معاش(A. Ayş’dan) 1.Yaşayış, dirlik. 2.Geçinecek şey. 3.Me’murlara, emeklilere, dul ve yetimlere verilen aylık. (Bkz. Me‘âş)
Ma‘âzallah
معاذهللا“Allahü teâlâya sığındık”, “Allahü teâlâ korusun” mânâsına, tehlikeli, zararlı ve istenmeyen hâllerden korunmak için söylenen bir söz. Yûsuf (aleyhiss…
ArapçaMâba'd
ما بعدArapçaMa‘bed
معبدİbâdet yapmak üzere toplanılan yer. İbâdethâne. Tapınak. Yahudilerin ma‘bedlerine sinagog ve havra; Hristiyanların ma‘bedine kilise, bî‘â veya savme‘a…
ArapçaMâbeyn
ما بين1.İki şeyin arası, aradaki şey, ara. 2.Eskiden sarayda ve büyük evlerde haremle (kadınlar dâiresi ile) selâmlık (erkekler dâiresi) arasındaki oda. 3.S…
ArapçaMa‘bûd
معبودKendisine ibâdet olunan, tapınılan. Yerde ve gökte, Allahü teâlâdan başka, ibâdet edilmeye hakkı olan ve tapılmaya lâyık hiçbir şey ve hiçbir kimse yo…
ArapçaMâcerâ
ماجراCereyan eden, geçen, olup geçen şey, serüven, sergüzeşt.
ArapçaMâcid
ماجد1.Mecd sahibi, çok âli, yüce, kerim; hoş, nâzik. 2.Şânı, şerefi yüksek, keremi bol, ihsânı çok mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (El-Mâcidü)…
ArapçaMâcin
ماجن1.Kalın, katı; dilediğini yapan; utanmaz. 2.Hîle yolu gösteren. Halka bâtıl hîleler öğreten mâcin müftü, meselâ kadına kocasından ayrılması veya zekât…
ArapçaMa‘cûzü’t-teslîm
معجوز التسليمKaçak hayvan gibi tesliminden âciz kalınan mal.
ArapçaMadde
مادهAğırlığı olan ve boşlukta yer kaplayan varlık. Madde, Allahü teâlânın kuvvet ve kudreti ile varlıkta kalmaktadır. Kendi kendine duran madde yoktur. Bü…
ArapçaMaddî
مادىMadde ile alâkalı, elle tutulur, gözle görülür, manevî olmayan.
ArapçaMaddî Temizlik
مادى تميزلكBedenin, elbisenin ve oturulan yerin temizliği.
TürkçeMâddiyyât
ماديات1.Gözle görülür, elle tutulur şeyler, cismânî şeyler. 2.Para ve mal ile alâkalı şeyler.
ArapçaMâddiyyûn
ماديونHer şeyin esasının madde olduğuna, maddenin hep var olduğuna, sonradan yaratılmadığına ve yok olmayacağına inanan ve rûhâniyeti inkâr eden ideoloji me…
ArapçaMa‘delet
معدلتAdalet etme.
ArapçaMâdem
ما دمÖyle ki. Âfet-i gamdan aceb, dünyada kim âzâdedir? Herkesin bir derdi var, mâdem ki, âdem-zâdedir.
ArapçaMa‘den
معدن1.Yaratıldığı günden beri, yer altında bulunan bir takım ecza ve cisimler. 2.Bir şeyin aslı.
ArapçaMâdî
ماضىGeçmiş, mazî; geçmiş zaman kipi. Îcâb ve kabulün ikisi de, o yerde âdet olan kelimelerle ve mâdî şeklinde olunca, niyet etmeleri lâzım değildir. (İbni…
ArapçaMa‘dûdât
معدوداتYumurta, limon, ceviz gibi sayı ile muamele gören şeyler. Adediyyât.
ArapçaMa‘dûm
معدوم(A. Adem’den) Yok olan, mevcud olmayan. Ma‘dûmun bey‘i (satışı) bâtıldır. Meselâ bir ağacın hiç belirmemiş olan meyvesini satmak bâtıldır. (Mecelle, m…
Mafsal
مفصل(A. Fasl’dan) 1.İki şeyin ayrılma yeri. 2.Kemiklerin oynak yeri, eklem.
Ma‘füvv
معفوAffedilmiş, bağışlanmış.
ArapçaMağbûn
مغبون(A. Gabn’den) 1.Alışverişte aldanmış, aldatılmış. 2.Şaşkın, şaşırmış.