Ceberût Âlemi
Tanım
Ululuk ve azamet âlemi; meleklerden seçilmişlerin âlemi; bazı sôfilere göre Allahü teâlânın kadîm zâtı; bazılarına göre ilâhî kudret âlemi; filozoflara göre hakîm zâtların cezbe hâlinde gördükleri âlem.
Bilmelisin ki, her şeyi dirilten ve öldüren Allahü teâlâ, Âl-i İmrân sûresinin 185. ve Enbiyâ sûresinin 35. ve Ankebût sûresinin 57. âyetinin meâl-i şerîfinde; “Her nefs ölümü tadacaktır” buyurdu. Bununla âlemlerin üç ölümünü bildirdi. Dünya âlemine gelen elbette ölür. Ceberût âlemine ve melekût âlemine gelenler de elbette ölür. Bunlardan dünya âleminde olanlar, Âdemoğulları (insanlar) ile karada, denizde ve havada olan hayvanlardır. Melekûtî olan (yani gözle görülemeyen) ikinci âlem, melekler ile cin sınıflarının bulunduğu âlemdir. Ceberûtî olan üçüncü âlem ise, meleklerden seçilenlerin âlemidir. İşte bu üçüncü sınıf Ceberût âleminin ehli, Kerûbiyân, Rûhâniyân, Hamele-i Arş melekleri ve Surâdıkât-ı celâl ehli olanlardır. Enbiyâ sûresinin ondokuz ve yirminci âyetlerinde meâlen; “Allahü teâlânın indinde olan öyle melekler vardır ki, kendisine ibâdette, kendilerini beğenmezler ve hiç yorulmazlar. Gece gündüz hep Allahü teâlâyı tesbih ederler, usanmazlar” buyurularak, bunları bildirmektedir. Allahü teâlâ onları bu âyet-i kerîme ile medh buyurmuştur. Bunlar çok şerefli olup, Cennet bağçelerinde bulunurlar. Bunlar Kur’ân-ı kerîmde bildirilmiş olup, sıfatları anlatılmıştır. Bunlar Cenâb-ı Hakk’a yakîn oldukları ve bulundukları mekânları Cennet olduğu hâlde yine ölürler. Allahü teâlâya yakîn olmaları, ölmelerine mâni‘ olmaz.
(Dürretü’l-Fâhire)