Bî‘at
Tanım
-
Sözleşme, söz verme; teslimiyet, bağlılık.
-
Halîfeye, hükümdara sadakat sözü. Bey‘at.
Muhakkak ki sana bî‘at edenler, ancak Allah’a bî‘at etmektedir. Allah’ın eli [rızası, yardımı] onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah ile olan ahdine vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.
(Fetih sûresi: 10)
Bî‘at, halîfenin başa gelme usûllerindendir. Peygamber efendimizin vefâtından sonra Eshâb-ı kirâm toplanarak Hazret-i Ebû Bekr’e bî‘at ettiler. Bundan sonra İslâm devletlerinde hükümdara itâat edilmesi ve sözünün dinlenmesi için bî‘at esas oldu. Bî‘at için merâsimler yapıldı. Osmanlılarda, her pâdişâh tahta çıktığında Topkapı Saray-ı Hümâyûnu’nda Bâbüssaâde önüne taht konarak bî‘at merasimi icra edilirdi. Bî‘at sırasında el tutuşmak âdeti, zamanla kaldırılmış, yerine etek öpmek usûlü getirilmiştir.
-
Şeyhin huzurunda günah işlememeye ve tarikat âdâbına uyacağına dair söz verme.
Tasavvufta bî‘at, üç türlü olur: Birincisi, büyük bir zâtın yanında, günah işlememek için söz vermektir. Buna tövbe bî‘atı denir. Büyük günahlardan biri işlenince, bu bî‘at bozulur. Yeniden bî‘at etmek lâzımdır. İkincisi, intisâb etmek, bağlanmak, bereketlenmek için bir mürşide bî‘at etmektir. Onlar için bildirilen müjdelere ve şefâatlarına kavuşulur. Üçüncüsü, evliyâ zâtlardan gelen feyizlere kavuşmak için yapılır.
(Mekâtib-i Abdullah Dehlevî)