Zikr

ذكرArapça

Tanım

  1. Hatırlama, anma, yâd etme.

  2. Allahü teâlânın ismini ve sıfatlarını hatırlamak, dille söylemek, kalbe yerleştirmek.

    İyi biliniz ki, kalbler, Allahü teâlânın zikri ile itmînâna, rahata kavuşur.

    (Ra‘d sûresi: 30)

    (Kullarım!) Siz beni (tâat ile beğendiğim işleri yapmak sûretiyle) zikrederseniz, ben de sizi (rahmet, mağfiret, ihsân ve tövbe kapılarını açmak sûretiyle) anarım.

    (Bakara sûresi: 152)

    Ey mü’minler! Allah’ı çokça zikredin!

    (Ahzâb sûresi: 41)

    Derecesi en yüksek olanlar, Allah’ı zikredenlerdir.

    (Hadîs-i şerîf-Beyhekî)

    Zikr, yalnız, Kelime-i tevhîdi söylemek ve tekrar tekrar “Allah” demek değildir. Her ne şekilde olursa olsun, kendini gafletten kurtarmak zikr olur. Buna göre, dinin emirlerini yapmak, yasaklarından sakınmak hep zikrdir. Dinin emrettiği şekilde alış-veriş yapmak zikrdir. Dine uygun olarak yapılan her iş zikrdir. Çünki bunları yaparken, bu emir ve yasakların sahibi hep hatırlanmakta ve gaflete yer verilmemektedir. Ancak Allahü teâlânın ism-i şerîfleri ve sıfatları ile yapılan zikr çabuk tesirini gösterir ve Allahü teâlânın sevgisini hâsıl eder. Bu sebeble tasavvuf büyükleri, Kelime-i tevhîd ile zikrin pek kıymetli olduğunu bildirmişlerdir. Hadîs-i şerîfte; “Bir şeyi çok anan, onu çok sever” buyruldu. Dolayısıyla seven sevdiğini çok anar. Allahü teâlâyı çok anan, O’nu sever; Allahü teâlâyı sevince kalbe îmân yerleşip siner, böylece emir ve yasaklara uymak kolaylaşır. Allahü teâlâyı ve Resûlünü tam sevmedikçe, emirlerine uymak çok güç olur.

    (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)

Paylaş

Benzer Kelimeler