Zarûret

ضرورتArapça

Tanım

  1. Yasaklanan bir işin yapılmasını mübâh kılan sebeb, meşakkat, ihtiyaç.

  2. İslâmiyet’in emir ve yasak etmesi, tedavi edilmeyen şiddetli bir ağrı, bir uzvun yâhud hayatın telef olmak tehlikesi ve başka bir şey yapamamak mecburiyeti.

    Zarûretler memnû‘ olan şeyleri mübâh kılar.

    (Mecelle, m. 21)

    Zarûretler kendi mikdarlarınca takdîr olunur.

    (Mecelle, m. 22)

    Zarûretler, dînen haram, yasak olan şeyleri mübâh kılar. Yani mübâhı yapan nasıl muâheze olunmazsa (cezâlandırılmazsa), zarûret olan bir işi yapan da muâheze olunmaz. Bir kimse, muteber bir ikrah (zorlama, cebr) ile başkasının malını telef etse, ikrah zarûreti bu işin haramlığını, yasaklığını gidermez. O iş yine haramdır. Sâdece bu işi ikrah, zorlama, korkutma gibi zarûret sebebiyle yaptığı için, mes’ûl olmaz. Zarûretlerin, yasakları mübâh kılmasına ruhsat denir.

    (Dürerü’l-Hükkâm)

    Zarûretlerin yasakları kaldırmaları bakımından üç hâl vardır: Birinci hâlde zarûret yasağı kaldırmaz. Nitekim bir başkasını öldürmek veya bir uzvunu kesmek zarûret olsa bile câiz hâle gelmez. Ölmemek için öldürmek zarûret değildir. İkinci hâlde zarûret yasak olan fiilin işlenmesine izin verir; ancak bu fiilin işlenmesini mecbur kılmaz. Bir tehlikeden kurtulabilmek için başkasının malını itlaf etmek böyledir. Üçüncü hâldeki zarûret, yasak fiilin işlenmesini mecburî kılar. Ölmek üzere olan kimsenin leş yemesinde olduğu gibi.

    (Dürerü’l-Hükkâm)

Paylaş

Benzer Kelimeler