Mekrûh
Tanım
-
Kerih görülen, beğenilmeyen.
-
İslâmiyet’in sübûtu veya delâleti zannî bir delil ile kat‘î olarak yâhud olmayarak yapılmamasını istediği, beğenmediği, ibâdetin sevabını gideren şey.
Bazen harama da mekrûh denir. “Bir kimse özrü yokken İmâm Cum‘a günü Cum‘a namazını kıldırmadan evinde öğle namazını kılarsa mekrûh olur” sözü, haramdır mânâsınadır. Buna amelî farz da denir. Yapılması yasaklanmıştır; ama inkârı küfr değildir ve ateşle azap yoktur. Bazen hem kerâhet-i tahrîmiyeye, hem de kerâhet-i tenzîhiyyeye mekrûh adı verilir. Kerâhat-i tahrîmiyye, harama yakın olan mekrûhtur. İmâm Muhammed ona zannî haram demiştir. Erkeğin ipekli giymesi, altın takması böyledir. Bunlar ya haber-i vâhid (tek kişinin bildirdiği sahih hadîs) gibi sübûtu kat‘î olmayan bir delil ile yâhud mevzuya delâleti açık olmayan bir delil ile sâbit olmuştur. Vâcibin terki de tahrîmen mekrûhtur. Kerâhat-i tenzîhiyye, helâle yakın mekrûhtur. Yapılması yapılmamasından evlâ olan şeydir. İkindi namazının farzını kıldıktan sonra, kerâhet vaktine kadar nâfile kılmak böyledir.
(İbni Âbidîn)
Küçük ve büyük abdesti sıkıştırırken ve yel zorlarken namaza durmak mekrûhtur. Namaz arasında zorlarsa, namazı bozmalıdır. Bozmaz ise günaha girer. Cemâati kaçırsa bile, bozması iyi olur. Kerâhatla kılmaktan ise, cemâat sünnetini kaçırmak evlâdır. Namaz vaktini veya cenâze namazını kaçırmamak için mekrûh olmaz.
(İbni Âbidîn)