Mekr-i İlâhî

مكر الهىArapça

Tanım

  1. Allahü teâlânın, bir kimseye hakkında hayırlı olmayan ni‘metler vermesi, istidrâc olarak ni‘met şeklinde gösterilen musibetler.

  2. Allahü teâlânın, mekr yapanların mekrini kendi aleyhlerine çevirmesi, kurdukları tuzakları bozması, mekrlerine karşılık onları cezâlandırması. Allahü teâlânın hesabı.

    Allahü teâlânın mekrinden emîn mi oldular. Hüsrâna uğrayanlardan (küfr yani îmânsızlık ve günahlar ile, ibret almamak ve tefekkürü terk etmek sûretiyle zararda olanlardan) başkası Allahü teâlânın mekrinden emîn olmaz.

    (A‘râf sûresi: 99)

    Resûlullah aleyhisselâm daima;

    “Allahümme yâ mukallibe’l-kulûb, sebbit kalbî alâ dinik” (Ey Allah’ım! Kalbleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak sensin. Kalbimi, dininde sâbit kıl!) duâsını okurdu. Eshâb-ı kirâm aleyhimürrıdvân bunu işitince, “Yâ Resûlallah! Sen de, dönmekten korkuyor musun?” dediklerinde: “Mekr-i ilâhîden beni kim te’mîn eder?” (Yani bana kim garanti verebilir?) buyurdu.

    (Hadîs-i şerîf-Tirmizî)

    Tâat ve zikr vazîfeleri ile meşgul olalar. Ve muhâliflerin sohbetinden de uzak durup, kaçalar ve şerîatin yasak ettiklerinden perhiz ve mekr-i ilahîden korkup ve titreyip, kendi amelinden üzüntülü olalar ve ameli de terk eylemeyeler. Amel et, istiğfâr et. Ve Hak teâlânın fadlına itimad ve peygamberin sünneti üzere istikâmeti alışkanlık hâle getireler.

    (Mektûbât-ı Ma‘sûmiyye)

Paylaş

Benzer Kelimeler