Kazâ
Tanım
-
Vuku bulacağı ezelde Cenâb-ı Hak tarafından irade ve takdir buyrulan şeylerin zamanı gelince bu iradeye muvafık olarak meydana gelmesi.
Anaya-babaya ihsan, ömrü artırır. Yalan, rızkı azaltır. Duâ, kazâyı geri çevirir.
(Hadîs-i şerîf-Hennâd)
Kazâ, kaderin husûsî bir kısmıdır. Kader, anbara doldurulmuş buğday gibidir. Kazâ ise, onu ölçerek vermek gibidir. Ömer radıyallahü anh, Şâm’a geldi. Şehrde vebâ hastalığı olduğunu işitince, şehre girmedi. “Allahü teâlânın kazâsından kaçıyor musun?” dediklerinde; “Allahü teâlânın kazâsından, kaderine kaçıyorum” buyurdu ki, kader, kazâ şeklini almadıkça değişebilir.
(Kâmûs)
-
Dâvâ görme, hüküm verme, hâkimlik, yargı.
-
İstemeden yapılan ve elden çıkan kötü iş, zararlı iş.
-
Yerine getirme, (borcu) ödeme, ifa etme.
-
Vaktinde kılınmayan namaz, tutulmayan oruç borcunu usûl ve kâidesine göre sonradan ödeme.
Farzı kazâ etmek farzdır. Vâcibi kazâ etmek ve bozulan sünnet ve nâfileleri iâde (yeniden yapmak) vâcibdir. Vaktinde kılınmayan sünneti kazâ etmek emrolunmadı. Bu sünneti kazâ ederse, nâfile olur.
(Dürrü’l-Muhtâr)
-
Kaymakamlık, ilçe.