Adâlet (adl)
عدالتArapça
Tanım
-
Her işte hakkı gözetme; haklıya hakkını verme, haksızlıktan sakınma. Zulmetmeme.
Ey îmân edenler! Bir millete olan öfkeniz, sizi adâletten alıkoymasın. Âdil olunuz!
(Mâide sûresi: 8)
Muhakkak ki Allahü teâlâ adâleti, ihsânı ve akrabâya muhtac oldukları şeyleri vermeyi emreder.
(Nahl sûresi: 90)
-
Kendi mülkünde olanı kullanma; bir âmirin, bir hâkimin memleketi idare için koyduğu kanun, kâide ve çizdiği sınırlar içinde hareket etme.
Hak ve adâlet üzere bir gün hâkimlik yapmağı, bir sene devamlı gazâ etmekten daha çok severim.
(Hadîs-i şerîf-Taberânî)
Adâlet mülkün temelidir.
(Hazret-i Ömer)
-
Orta yolda bulunma, aşırılıklardan uzak olma, dengeli hareket etme.