Tevekkül

توكل

Tanım

(A. Vekil’den) Sebeblere yapıştıktan sonra kadere râzı olma; her işinde Allahü teâlâya itimad etme.

Kim Allahü teâlâdan korkarsa, Allahü teâlâ ona (darlıktan genişliğe) bir çıkış yolu ihsân eder ve ona ummadığı yerden rızık verir. Her kim, Allahü teâlâya tevekkül ederse, Allahü teâlâ ona kâfidir.

(Talâk sûresi: 2-3)

Eğer îmânınız varsa, Allahü teâlâya tevekkül ediniz.

(Mâide sûresi: 23)

Allahü teâlâ, tevekkül edenleri sever.

(Âl-i İmrân sûresi: 259)

Allahü teâlâya tam tevekkül etseydiniz, kuşların rızkını verdiği gibi, size de gönderirdi. Kuşlar, sabah mideleri boş, aç gider. Akşam mideleri dolmuş, doymuş olarak döner.

(Hadîs-i şerîf-Tirmizî)

Sebeblere yapışmak, tevekküle mâni değildir. Bilakis sebeblere yapışmak, sebebleri araya koymak, tevekkülün en yüksek derecesidir.

(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)

Paylaş

Benzer Kelimeler