Nûr
Tanım
Işık, aydınlık.
(Allahü teâlâ) aya bir nur vermiş; güneşi de ışık kaynağı yapmıştır.
(Nûh sûresi: 16)
Tam ve kusursuz olarak zâhir olup her şeyi ortaya çıkarıcı, yaratıcı veya göktekileri ve yerdekileri nûru ile hidâyet edici, doğru yolu gösterici, gökleri; güneş, ay ve yıldızlarla yeri; peygamberler aleyhimüsselâm, âlimler, mü’minler (inananlar) ile yâhud bitkilerle ve ağaçlarla tezyîn eden, süsleyen mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (en-Nûr).
Allahü teâlâ göklerin ve yerin nûrudur.
(Nûr sûresi: 35)
En-Nûr ism-i şerîfini söyleyenin kalbi nurlanır.
(el-İstigâsetü’l-Kübrâ)
Feyz, bereket, ihsân.
(Kâfirler) Allah’ın nûrunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Hâlbuki onlar istemese de Allah nûrunu tamamlayacaktır.
(Tevbe sûresi: 32)
İnsan yemesini azalttığı zaman içi nur dolar.
(Hadîs-i şerîf-Deylemî)
Kur’ân-ı kerîm.
O hâlde Allah’a, O’nun peygamberlerine ve indirdiğimiz o Nûr’a îmân edin. Allah ne yaparsanız hakkıyla haberdârdır.
(Tegâbün sûresi: 8)
Îmân.
Allahü teâlânın nûr vermediği kimsenin nûru olmaz.
(Nûr sûresi: 40)