Merdûd

مردودArapça

Tanım

Reddedilen, kabul edilmeyen.

Bir kimse, dinde olmayan bir şey, bir yenilik meydana çıkarırsa, bu şey merdûddur.

(Hadîs-i şerîf-Buhârî, Müslim, İbn-i Mâce, Müsnedü İmâm-ı Ahmed)

Allahü teâlânın düşmanlarını sevmek, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştırır. Teberrî etmedikçe, tevellî olmaz; yani düşmandan uzaklaşmadıkça, dosta dostluk olmaz. Düşmanlık, düşmanlara yapılmalıdır. Dostlara düşmanlık merdûddur.

(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)

İnsanoğlu son nefeste ruhunu teslim edeceği zaman, susayarak ve yüreği yanıp tutuşarak dört yanına bakar. İnsan bu hâldeyken, şeytân fırsat bulup, îmânını almak için, başının ucuna gelir. O merdûd, elinde bir kadeh tutar. İçinde buzlu su, hastanın başının ucunda o kadehi çalkalar ve; “

(Hâşâ)

Âlemlerin yaratıcısı yoktur dersen, bu suyu sana veririm” der.

(Dürretü’l-Fâhire)

Paylaş

Benzer Kelimeler