Kurbet
Tanım
-
Yakınlık.
-
Tâ‘at olan bir ameli, Allahü teâlânın rızasını kazanmak niyetiyle yapmak.
Kurbet, ameli kim için yaptığını bilmek olup, niyet şart değildir. Her ikisine de lüzum yoksa tâ‘at denir. Her ikisine de lüzum varsa ibâdet olur. Meselâ namaz, oruç, zekât, hac ibâdettir. Vakıf, köle âzâd etmek, sadaka vermek gibi hâllerde niyet şart değildir. Bunlara vaziyete göre tâ‘at veya kurbet denir; ibâdet denmez. Mahlûkatı, tedkîk edip de Allahü teâlânın varlığını anlamak, tâ‘attir, kurbet ve ibâdet değildir. Tefekküre niyet ederse kurbet olur. Tâ‘atleri, yani Allahü teâlânın beğendiği şeyleri yaparken, Allahü teâlâ için yaptığını bilse de, bilmese de sevab hâsıl olur. Bir kimse Allahü teâlâ için yaptığını bilerek tâ‘at yaparsa, kurbet olur. Kurbet olan işi de yaparken sevab hâsıl olması için niyet etmek şart değildir. Sevab hâsıl olması için, Allah rızâsı için yapmak ve niyet etmek lâzım olan tâ‘ate ibâdet denir. Niyetsiz alınan abdest ibâdet olmaz, kurbet olur. Bununla, hadesden tahâret hâsıl olup namaz kılınır. Görülüyor ki, her ibâdet kurbettir ve tâ‘attır. Kur’ân-ı kerîm okumak, vakıf, köle âzâd etmek ve sadaka ve Hanefî mezhebinde abdest almak ve benzerleri yapılırken sevab hâsıl olmak için, niyet lâzım olmadığından, kurbettirler ve tâ‘attırlar. Fakat, ibâdet değildirler. Tâ‘at veya kurbet olan bir iş yapılırken, niyet edilirse, ibâdet yapılmış olur. Fakat bunlar, ibâdet olarak emrolunmamıştır.
(Nitekim gayrımüslimler de bunları yapar.)
Tâ‘at, kötü niyet ile yapılırsa, günah olur. Güzel niyetlerle tâ‘atın sevâbı arttırılır.
(İbni Âbidîn)