Kur’ân-ı Kerîm
Tanım
Allahü teâlânın Cebrâil aleyhisselâm vâsıtasıyla Muhammed aleyhisselâma Arabca olarak indirdiği ve bu ana kadar tevâtürle, yani yalan söylemeleri mümkün olmayan bir cemâatin bildirmesi ile gelen son semâvî kitap.
De ki, insanlar ve cinler birbirlerine yardımcı olarak, bu Kur’ân-ı kerîmin bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, yemîn olsun ki, yine de benzerini ortaya koyamazlar.
(İsrâ sûresi: 88)
Evlerinizde Kur’ân-ı kerîmi çok okuyun. Kur’ân-ı kerîm okunmayan evde hayır az, şer çok olur.
(Hadîs-i şerîf-Dârekutnî)
Kur’ân-ı kerîme, ehliyeti olmadan mânâ veren, isabet de etse hata etmiştir.
(Hadîs-i şerîf-Tirmizî, Ebû Dâvûd)
Kur’ân-ı kerîmde kimsenin yapamıyacağı, söyleyemiyeceği şeyler sayılamayacak kadar çoktur. Burada altısını bildirelim: Birincisi: Îcâz ve belâgatdır. Ya‘nî az söz ile ve pürüzsüz ve kusûrsuz olarak, çok şey anlatmaktır. İkincisi: Harfleri ve kelimeleri, arab harflerine ve kelimelerine benzediği hâlde, âyetler, ya‘nî sözler ve cümleler, onların sözlerine ve şiirlerine ve hutbelerine hiç benzemiyor. Kur’ân-ı kerîm, insan sözü değildir. Allah kelâmıdır. Kur’ân-ı kerîmin yanında onların sözleri, cam parçalarının elmasa benzemesi gibidir. Dil mütehassısları bunu pek iyi görüyor ve teslîm ediyor. Üçüncüsü: Bir insan, Kur’ân-ı kerîmi ne kadar çok okursa okusun bıkmıyor, usanmıyor. Arzûsu, hevesi, sevgisi ve zevki artıyor. Hâlbuki, Kur’ân-ı kerîmin tercemelerinin ve başka şekillerde yazmalarının ve diğer bütün kitâbların okunmasında, böyle arzû ve lezzet artması olmuyor. Usanç hâsıl oluyor. Yorulmak başkadır, usanmak başkadır. Dördüncüsü: Geçmiş insanların hâllerinden bilinen ve bilinmeyen birçok şey Kur’ân-ı kerîmde bildirilmektedir. Beşincisi: İlerde olacak şeyleri bildirmektedir ki, bunlardan çoğu zemânla meydâna çıkmış ve çıkmaktadır. Altıncısı: Kimsenin hiçbir zamanda, hiçbir sûretle bilemiyeceği ilmlerdir ki, Allahü teâlâ, ulûm-i evvelîni ve âhırîni Kur’ân-ı kerîmde bildirmiştir.
(Seâdet-i Ebediyye)