Kesret-i Vücûd
Tanım
Varlığın çokluğu. Mevcudâtı mertebelere ayırıp, her mertebenin hâli ve hükmünü başka bilerek, dinin hükümlerine uymayı elden bırakmamak gerektiğini ifade eden tasavvuf tabiri.
Şeriat kesret üzerine kurulmuştur. Çeşitli emirler kesret ile olur. Peygamberlerin aleyhimüsselâm gönderilmesi, Cennet ni‘metleri ve Cehennem azapları, hep kesrete bağlıdır. Allahü teâlâ “Bilinmeyi, tanınmayı sevdim” buyurmuş, kesreti istemiş ve zâhir olmayı sevmiştir. Bunun için vahdet-i vücûd yanında, kesret-i vücûd da doğrudur. Birincisine hakîkat ve diğerine mecâz âlemi derler. Fakat Allahü teâlâ kudretine hikmet elbisesi giydirdiği ve kendi yaratmasını sebebler altında gizlediği için, hakikat ikinci derecede kalmış, mecâz meşhur olmuştur.
(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)