Delâlet

داللتArapça

Tanım

  1. Delil olma, yol gösterme.

  2. İşâret etme.

  3. Bir sözün bir mânâyı göstermesi.

    Ey îmân edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak bir ticâreti göstereyim mi? Allahü teâlâ ve Resûlüne îmân edin, inanın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda savaşın. Eğer bilirseniz bu sizin için çok hayırlıdır.

    (Saf sûresi: 10-11)

    Hayra delâlet eden, hayrı yapan gibidir.

    (Hadîs-i şerîf-Ebû Ya’lâ)

    Dinî bilgilerin delilleri (kaynakları) dörttür: Birincisi sübûtu (varlığı) ve delâleti kat‘î (kesin) olanlar. Açık anlaşılan âyetler ve tevâtür, söz birliği ile bildirilmiş açıkça anlaşılan hadîsler böyledir. İkincisi, sübûtu kat‘î olup, delâleti zannî olanlar (kesin olmayanlar). Mânâsı açıkça anlaşılmayan âyetler böyledir. Üçüncüsü, sübûtu zannî, delâleti kat‘î olanlar. Tek Sahâbînin

    (Peygamber efendimizin arkadaşının)

    bildirdiği açık ve anlaşılır hadîsler böyledir. Dördüncüsü, sübûtu da delâleti de zannîdir. Tek Sahâbînin bildirdiği açıkça anlaşılmayan hadîsler böyledir. Birincisi farz ile haramları, ikincisi ve üçüncüsü vâcib ile tahrîmen mekrûhu (harama yakın mekrûhu), dördüncüsü sünnet ile müstehâbı bildirir.

    (Mir’at, Usûl-i Serahsî)

Paylaş

Benzer Kelimeler