Cezbe
جذبهArapça
Tanım
Çekmek, sürüklemek. Ruhun hayret ve sevinç içinde adeta bedenden ayrı imiş gibi olması. Allahü teâlânın sevdiği bir kulu beşerî vasıflarından sıyırarak kendisine çekmesi, yüksek derecelere kavuşturması. Hakkın, kulunu kendisine çekmesinden hâsıl olan istiğrak, derin şaşkınlık, hayret, kendisini bilememe şeklinde görünen manevî hâl. Cezbeye tutulana meczub denir.
Rahmân’ın cezbelerinden bir cezbe bütün insanların ve cinnîlerin sevabları gibidir.
(Hadîs-i şerîf-Sülûk Risâlesi)
Tasavvuf yolu iki kısımdır: Cezbe ve sülûk. Sülûk uğraşarak ilerlemektir. Sülûk tamamlandıktan sonra cezbe lâzımdır. Sülûk olmadan maksada kavuşulamaz.
(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)