A‘rabî
Tanım
Arab bedevîsi, göçebe Arab; Arab kavminin şehirlerde yaşayıp, ticaret ve ziraatla geçinenleri dışında, hayvancılıkla ve aralarındaki muharebelerden edindikleri ganimet ile geçinen kısmı. Bâdiye-nişin.
A‘râbîler küfr ve münâfıklıkta çok ileridir. Allah’ın kanunlarını tanımamaya daha yatkındırlar. Onlardan öylesi vardır ki, Allah yolunda harcayacağınızı angarya sayarlar. Başınıza belâ gelmesini isterler. Belâlar onlara olsun. Allah bilir, işitir ve hikmet sahibidir. Onlardan öylesi de vardır ki, Allah’a ve âhiret gününe inanır. Sarf ettiğini Allah’a yakınlık ve Resûlünün duâsına vesile sayarlar. Bilin ki harcadıkları onlar için bir ibadettir. Allah onları rahmetine koyacaktır. Allah şüphesiz bağışlar, merhamet eder.
(Tevbe sûresi: 97-99)
Resûlullah aleyhisselâm bir a‘rabîden at satın aldı. Atı eve getirirken, a‘rabî geri kaldı ve arada epey mesafe meydana geldi. A‘rabî atı başkasına satmaya kalkıştı. Hazret-i Peygamber
“Atı bana sattın ya?” buyurdu ise de, a‘rabî yeminle inkâr etti. Huzeyfe radıyallahü anh şahitlik edince, a‘rabî itiraf etti. Hâdiseyi öğrenen Ebû Hüreyre radıyallahü anh yukarıda âyet-i kerîmeyi okudu ve “Allah şüphesiz doğru söyler” buyurdu.
(Hadîs-i şerîf-Ebû Dâvûd; Nesaî)