Yakîn

يقينArapça

Tanım

  1. Şek ve şüpheden uzak; sağlam, kat‘î.

    Biraz bekledi, çok geçmeden Hüdhüd gelip, şunları söyledi: “Ben senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sana Sebe’den yakîn bir haber getirdim.”

    (Neml sûresi: 22)

    Namazda üç veya dört rek‘at kıldığı hususunda tereddüde düşerseniz, namazı yakînine göre bina ediniz; sonra sehiv secdesi yapınız.

    (Hadîs-i şerîf-Müslim)

  2. Sağlam, tereddütsüz, hakikî îmân; Allahü teâlâyı kemâliyle bilme.

    Âgâh olunuz ki; insana dünyada yakîn ve âfiyetten (günahlardan uzak olmaktan) daha hayırlı bir şey verilmemiştir. Öyle ise Allah’tan o ikisini isteyin.

    (Hadîs-i şerîf-Beyhekî)

    Yakîn ihsân edilen birinin kerâmetlere, hârikalara, ihtiyâcı olmaz. Bütün bu kerâmetler, Zât-ı ilâhînin zikrinden ve kalbin bu zikr ile zînetlenmesinden aşağıda kalır.

    (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)

  3. Ölüm.

    Sana yakîn gelinceye kadar da rabbine ibâdet et.

    (Hicr sûresi: 99)

    ;

    Mücrimlere, “Sizi Cehennem’e sokan nedir?” derler. (Onlar da cevap verirler): “Biz namaz kılanlardan değildik. Yoksulu doyurmazdık. (Bâtıla) dalanlarla beraber dalardık. Hesâb gününü de yalan sayardık. Nihâyet bize yakîn gelip çattı.”

    (Müddessir sûresi: 41-47)

Paylaş

Benzer Kelimeler