Yakîn
Tanım
-
Şek ve şüpheden uzak; sağlam, kat‘î.
Biraz bekledi, çok geçmeden Hüdhüd gelip, şunları söyledi: “Ben senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sana Sebe’den yakîn bir haber getirdim.”
(Neml sûresi: 22)
Namazda üç veya dört rek‘at kıldığı hususunda tereddüde düşerseniz, namazı yakînine göre bina ediniz; sonra sehiv secdesi yapınız.
(Hadîs-i şerîf-Müslim)
-
Sağlam, tereddütsüz, hakikî îmân; Allahü teâlâyı kemâliyle bilme.
Âgâh olunuz ki; insana dünyada yakîn ve âfiyetten (günahlardan uzak olmaktan) daha hayırlı bir şey verilmemiştir. Öyle ise Allah’tan o ikisini isteyin.
(Hadîs-i şerîf-Beyhekî)
Yakîn ihsân edilen birinin kerâmetlere, hârikalara, ihtiyâcı olmaz. Bütün bu kerâmetler, Zât-ı ilâhînin zikrinden ve kalbin bu zikr ile zînetlenmesinden aşağıda kalır.
(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)
-
Ölüm.
Sana yakîn gelinceye kadar da rabbine ibâdet et.
(Hicr sûresi: 99)
;
Mücrimlere, “Sizi Cehennem’e sokan nedir?” derler. (Onlar da cevap verirler): “Biz namaz kılanlardan değildik. Yoksulu doyurmazdık. (Bâtıla) dalanlarla beraber dalardık. Hesâb gününü de yalan sayardık. Nihâyet bize yakîn gelip çattı.”
(Müddessir sûresi: 41-47)