Va‘d (vaad)

وعدArapça

Tanım

Söz verme, söz verilen şey. Allah mü’min (inanan) erkeklere ve mü’min kadınlara kendileri içinde ebedî kalıcı olmak üzere ağaçları altından ırmaklar akan cennetler ve Adn Cennetinde güzel meskenler va‘detti.

Allahü teâlânın onlardan râzı olması, hepsinden daha büyüktür.

(Tevbe sûresi: 72)

Va‘d borçtur. Yazıklar olsun o kimseye ki, va‘d etti de, va‘dinde durmadı.

(Hadîs-i şerîf-Deylemî)

Münâfıklık alâmeti üçtür. Yalan söylemek, va‘dini ifâ etmemek, emânete hıyânet etmek.

(Hadîs-i şerîf-Müslim)

Îfâ etmek, yerine getirmek niyetiyle va‘d yapmak câizdir, hattâ sevabdır. Böyle va‘di îfâ etmek vâcib değildir, müstehâbdır. Va‘di yerine getirmemek tenzihen mekrûhtur. Va‘dinde durmaya gücü yetmezse nifak olmaz.

(Zevâcir)

Va‘dler sûret-i ta‘lîki iktisâ ile lâzım olur.

(Yani va‘dler, şarta ta‘lik edilince, bağlanınca, uyulması icab eder.)

Meselâ sen bu mâlı filân adama sat eğer akçesini vermez ise ben veririm dese ve mâlı alan akçeyi vermese bu va‘di eden kimsenin akçeyi vermesi lâzım gelir.

(Mecelle, madde: 84)

Paylaş

Benzer Kelimeler