Teyemmüm
Tanım
(Yemâm’dan) Su bulunmadığı veya bulunup da özür sebebiyle kullanmak mümkün olmadığı takdirde; temiz toprak veya taş, kum, kerpiç gibi toprak cinsinden bir şey ile abdest almak üzere, elleri toprağa sürüp yüzü ve kolları mesh etmek.
Su bulamazsanız temiz toprakla teyemmüm alınız.
(Nisâ sûresi: 43)
Bir yarası olan kimse, cünüb olduğunda, yıkandığı takdirde ölüm tehlikesi varsa, teyemmüm etsin.
(Hadîs-i şerîf-Hâkim)
Hicretin beşinci senesinde Benî Müstalık Gazvesi sırasında mücâhidler yani Eshâb-ı kirâm su bulamadıkları için bir sabah namazını kılamama tehlikesi ile karşı karşıya kalmışlardı. Bunun üzerine teyemüm ile alâkalı âyet-i kerîme (Mâide sûresi: 6) nâzil oldu. Meâlen; “Su bulamadığınız zaman temiz toprağa teyemmüm ediniz” buyruldu.
(Tefsir-i Mazharî)
Hastanın, abdest veya gusül ile veya hareket etmekle, hastalığının artacağı veya iyi olması uzayacağı, kendi tecrübesi ile veya mütehassıs ve açıkça günah işlemeyen Müslüman bir doktorun söylemesi ile anlaşılırsa, teyemmüm eder.
(Tahtâvî)