Telkîn

تلقينArapça

Tanım

  1. Bir şeyi zihinde yerleştirme, bir fikri aşılama, kulağına koyma, hatırlatma.

    Ölülerinize kelime-i tevhidi telkîn ediniz.

    (Hadîs-i şerîf-İbn-i Mâce, Deylemî, Taberânî, Ebû Nuaym, Hâkim)

    Hastalığım artınca iyâdetime yani hatırımı sormaya gelen din kardeşlerim İhlâs sûresini okumayı telkîn etsinler.

    (Birgivî Vasiyetnâmesi)

  2. Cenazenin defnedilmesinden sonra Allahü teâlâdan meyyitin af ve bağışlanması için duâ ve niyazda bulunma, kabirde sorulacak suallerin cevaplarını hatırlatma.

    Definden sonra kabre ve kıbleye karşı ayakta durarak telkîn vermek sünnettir.

    (İbni Âbidîn)

    Telkînin mânâsı şudur: “Ey falan kişi! Bil ki bu kabir senin dünyaya âit son, âhirete âit ilk konağındır. Artık bu fânî dünyadan ayrılıp sonsuz âleme göçtün. Şimdi sana Münker ve Nekir adında iki melek gelecek. Korkma, mahzûn olma. Onlar Allahü teâlâ tarafından gönderilmiştir. Münker ve Nekîr’in sana; ‘Rabbin kim? Peygamberin kim? Dinin nedir? Kitâbın nedir? Kıblen neresidir? İ‘tikâdda mezhebin nedir?’ diye sorarlar. Onlara; ‘Rabbim Allahü teâlâ. Peygamberim Muhammed aleyhisselâm. Dinim İslâm. Kitâbım Kur’ân-ı kerîm. Kıblem, Kâ‘be-i şerîftir. İ‘tikâdda mezhebim, Ehl-i sünnet ve’l-cemâattir.’ diye cevap ver. Bil ki, ölüm haktır, kabir haktır, Münker ve Nekirin sualleri haktır, haşr, neşr, hesap, mîzân (terâzî), sırât haktır. Mü’minler için hazırlanmış olan Cennet ve inanmayanlar için hazırlanan Cehennem haktır, gerçektir. Yâ Rabbî! Bu kişiyi doğru cevap vermeye kâdir eyle. Eğer sâlih, iyi bir kimse ise, ona ihsânını ziyâde eyle, arttır. Eğer günahkâr ise, onu mağfiret eyle, affet. Âmîn.”

    (Miftahü’l-Cenne)

Paylaş

Benzer Kelimeler