Şefâ‘at
Tanım
Aracılık yapmak, birinin affı için vesile olmak. Kıyâmet günü, Allahü teâlânın izni ile başta Resûlullah aleyhisselâm olmak üzere, diğer peygamberler, âlimler, şehîdler, sâlihler ve küçük yaşta ölen Müslüman çocuklar ve Allahü teâlânın izin verdiklerinin; günahkâr olan mü’minlerin günahlarının affedilip Cehennem’den kurtulmalarını, Cennetlik olanların da Cennet’teki derecelerinin artmasını Allahü teâlâdan istemeleri, bu hususta vâsıta olmaları.
O gün, Allahü teâlânın kendisine şefâ‘at etmeye izin verdiği ve sözünden hoşnûd olduğu kimselerden başkasının şefâ‘ati fayda vermez.
(Tâhâ sûresi: 109)
Ümmetimden, büyük günahı olanlara şefâ‘at edeceğim.
(Hadîs-i şerîf-Müsnedü İmâm-ı Ahmed)
Mahşerde (kıyâmette bütün insanların toplanıp, hesâba çekileceği yerde), şefâ‘at beş türlüdür: Birincisi; kıyâmet günü, mahşer yerinde kalabalıktan ve çok uzun beklemekten usanan günahkârlar, feryâd ederek, hesâbın bir an önce görülmesini isteyeceklerdir. Bunun için şefâ‘at olunacaktır. İkincisi; suâlin ve hesâbın kolay ve çabuk olması için şefâ‘at edilecektir. Üçüncüsü; günahı olan mü’minlerin, Sırat’tan Cehennem’e düşmemeleri, Cehennem azâbından korunmaları için şefâ’at olunacaktır. Dördüncüsü; günahı çok olan mü’minleri Cehennem’den çıkarmak için şefâ‘at olunacaktır. Beşincisi; Cennet’te sayısız ni‘metler olacak ve sonsuz kalınacak ise de, sekiz derecesi vardır. Herkesin derecesi, makamı, îmânının ve amellerinin mikdarınca olacaktır. Cennet’tekilerin derecelerinin yükselmeleri için de şefâ‘at olunacaktır.
(İtikadnâme)