Şakk-ı Sadr
Tanım
“Göğsün yarılması” mânâsına Resûlullah aleyhisselâmın göğsünün yarılması mûcizesi.
Şakk-ı sadr iki defâ vukû bulmuştur. Birincisi, Peygamber efendimiz küçük yaşta ve süt annesi Halîme Hâtun’un yanında iken, ikincisi Mi‘râc’a çıkarken. Kur’ân-ı kerîmde meâlen; “(Habîbim) göğsünü (kalbini) senin için (açıp da) genişletmedik mi?” buyurulması buna işaret eder.
(İnşirâh sûresi: 1)
Muhammed aleyhisselâm, süt annesinin yanında bulunduğu sırada çocuklarla birlikte iken, Cebrâil aleyhisselâm gelip, onu arkası üstü yatırdı. Göğsünü açıp kalbini yardı. Kalbinden bir parça et çıkarıp attı ve; “Senin vücûdunda şeytânın nasibi bu idi. Çıkarıp attık. Ey Allahü teâlânın Habîbi! Seni vesveseden ve şeytânın hîlesinden emîn ettik” dedi. Sonra bir leğen içerisinde zemzem suyu ile kalbini yıkadı ve göğsünü kapatıp ayağa kaldırdı. Bu hâli gören çocuklar koşup vaziyeti Halîme Hâtun’a haber verdiler. Yanına geldiklerinde ayağa kalkmış ve benzi sararmış vaziyette idi. Eshâb-ı kirâmdan Enes bin Mâlik; “Ben Resûlullah’ın göğsünde bu yarılmanın izini gördüm” demiştir. İkinci şakk-ı sadr ise, Mi‘râc Gecesi vukû bulmuştur. Bu gece, Cebrâil aleyhisselâm gelip Resûlullah’ın mübârek göğsünü yardı. Zemzem suyu ile yıkadıktan sonra, içi hikmet ve îmân dolu altın bir leğen getirdi. Resûlullah’ın mübârek kalbine boşalttı ve göğsünü kapattı. Hadîs-i şerîfte şöyle buyuruldu: “Cebrâil gelip göğsümü yardı. Kalbimi çıkardı. İçi îmân ve hikmet dolu altın bir tasta yıkadıktan sonra, kapattı.”
(Buhârî, Müslim)
.
(Tefsir-i Mazharî)