Şahâdet (şâhidlik)

شهادتArapça

Tanım

  1. Şahid olma hâli, tanıklık.

    Câmiye gittiğini gördüğünüz kimsenin îmânına şehâdet ediniz. Çünki Allahü teâlâ; “Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve âhiret gününe îmân edip, namaz kılan ve zekât veren kimseler imar eder”

    (Tevbe sûresi: 18)

    buyurmaktadır.

    (Hadîs-i şerîf-Tirmizî)

  2. İhbârın (haber vermenin) üç çeşidinden biri, şâhidin üzerinde hak bulunandan öğrendiğini veya başkasından işittiği hakkı, mahkemede beyan etmesi.

    Ey îmân edenler! Muayyen bir zaman için birbirinize borçlandığınız vakit onu yazın… Erkeklerinizden iki de şâhid bulundurun. Eğer iki erkek bulunamazsa rıza göstereceğiniz şâhidlerden bir erkek ile biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için iki kadın (olsun). Çağırıldıkları vakit şâhidler gelmemezlik etmesin… Böyle yapmanız Allah nezdinde daha adaletli, şehâdet için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha uygundur.

    (Bakara sûresi: 282)

    Onlar yalan yere şehâdet etmezler.

    (Furkân sûresi: 72)

    “En büyük günahları size haber vereyim mi?” “Evet, yâ Resûlallah” dedik. “Allahü teâlâya şirk koşmak, anaya-babaya âsî olmaktır” buyurdu. Sonra doğrulup oturdu ve; “Dikkat ediniz! Yalan sözden ve yalan yere şehâdetten sakınınız” buyurdu ve bu sözü tekrar eyledi.

    (Hadîs-i şerîf-Buhârî, Müslim)

Paylaş

Benzer Kelimeler