Oruç

اوروچTürkçe

Tanım

Fecrin (tan yerinin) ağarmasından (imsaktan), güneş batıncaya kadar yemeği, içmeği ve cimâ‘ı terk etmeyi gerektiren ibâdet. İslâm’ın beş şartından. Savm. Farsça gün mânâsına rûze kelimesinden alınmadır.

Ey mü’minler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sizin üzerinize de farz kılındı. umulur ki oruç sâyesinde fenâlıklardan sakınırsınız.

(Bakara sûresi: 183)

Bir kimse, Ramazân ayında oruç tutmayı farz bilir, vazife bilir ve orucun sevâbını, Allahü teâlâdan beklerse, geçmiş günahları affolur.

(Hadîs-i şerîf-Buhârî)

Hicretten 18 ay sonra, Şa‘bân ayının onuncu günü, Bedr Gazâsı’ndan bir ay evvel farz oldu.

(Seâdet-i Ebediyye)

Orucun farzı üçtür: 1) Niyet etmek, 2) Niyeti ilk ve son vakitleri arasında yapmak. 3) İmsâk vaktinden güneş batmasına kadar olan zamanda orucu bozan şeylerden sakınmaktır.

(Miftahü’l-Cenne)

Oruç tutmanın on bir faydası vardır: Cehennem’e kalkan olur. Diğer ibâdetlerin kabulüne sebeb olur. Bedenin zikri olur. Kibri kırar. Ucbu (yaptığı ibâdetleri ve hayırları beğenmeyi) kırar. Huşû‘u

(Allah korkusunu)

arttırır. Sevâbı mîzânda (kıyâmet günü terâzide) ağır gelir. Allahü teâlâ o kulundan râzı olur. Îmân ile vefât ederse, Cennet’e erken girmeye sebeb olur. Kalbi ve aklı nûrlanır.

(Miftahü’l-Cenne)

Paylaş

Benzer Kelimeler