Îmân-ı Hakîkî
Tanım
“Hakîkî îmân” mânâsına tahkik ile elde edilerek kalbe yerleşen, şüphe ve tereddüd karşısında hiç sarsılmayan îmân.
Îmân üç kısmdır: Îmân-ı taklîdî, îmân-ı istidlâlî, îmân-ı hakîkî. Îmân-ı taklîdî, farzı, vâcibi, sünneti, müstehabı bilmez. Anasından, babasından gördüğü gibi, inanır ve yatıp kalkar. Bu gibilerin îmânından korkulur. Îmân-ı istidlâlî, farzı, vâcibi, sünneti, müstehabı hem bilir ve hem amel eder. İnanılacak şeyleri hem bilir, hem bildirir. Üstaddan, ilmihâl kitabından öğrenmiş, bu gibilerin îmânı kuvvetlidir. Îmân-ı hakîkî, cümle âlem bir yere gelse, hepsi rabbi inkâr etseler, o etmez. Ve kalbine aslâ şek ve şübhe gelmez. Onun îmânı, enbiyâ îmânı gibidir. Böyle îmân, diğer iki îmândan a‘lâdır, üstündür.
(Miftahü’l-Cenne)
Tasavvuf yolunda ilerlemekten, nefsi ve kalbi kötülüklerden ve kötü düşüncelerden temizlemekten maksat; mânevî âfetleri (tehlikeleri) gidermek, kalbi mânevî hastalıklardan kurtarmaktır. Bakara sûresindeki; “Kalblerinde hastalık vardır” meâlindeki dokuzuncu âyet-i kerîmede bildirilen hastalık tedavi edilmedikçe îmân-ı hakîkî ele geçmez. Bu âfetler var iken elde edilen îmân, îmânın sûretidir.
(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)
Benzer Kelimeler
- ÎmânايمانArapça
- Îmân Duâsıايمان دعاسىTürkçe
- Îmân-ı Gaybîايمان غيبىArapça
- Îmân-ı Hılkîايمان خلقىArapça
- Îmân-ı İcmâlîايمان اجمالىArapça
- Îmân-ı İstidlâlîايمان استداللىArapça
- Îmân-ı Kâmilايمان كاملArapça
- Îmân-ı Kesbîايمان كسبىArapça
- Îmân-ı Makbûlايمان مقبولArapça
- Îmân-ı Ma‘sûmايمان معصومArapça
- Îmân-ı Mecâzîايمان مجازىArapça
- Îmân-ı Merdûdايمان مردودArapça