İbret
Tanım
Karşılaşılan, görülen veya işitilen bir hâdiseden ders almak. Gerçekten onların (peygamberlerin) kıssalarında, akıl sahibleri için birer ibret vardır. (Bu Kur’ân) uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden evvel (inen kitabların) tasdîki ve (dine âit) her şeyin tafsîlidir.
O, îmân edecek bir kavim için, bir hidâyet ve bir rahmettir.
(Yûsuf sûresi: 111)
Davarlarda (deve, sığır, koyun, keçide) da sizin için elbette bir ibret vardır. Karınlarında bulunan sütten size içiririz. Sizin için onlarda daha birçok faydalar vardır.
Hem onları da (etlerini de) yersiniz.
(Mü’minûn sûresi: 21)
Allahü teâlâ, gece ile gündüzü değiştiriyor. Bütün bunlarda, basîret sahipleri için elbette birer ibret vardır.
(Nûr sûresi: 44)
Zâhidâ! Aç gözün, sahraya bak da, ibret al! Şu direksiz kubbe-i semâya bak da, ibret al! Görmek istersen, Cenâb-ı Kibriyâ’nın kudretin, Her sabah, seher vakti, dünyaya bak da ibret al! Pâdişâh olsan da, derler “er kişi niyetine”, Var, musallada yatan mevtâya bak da, ibret al!
(Lâ edrî)