Hikmet

حكمتArapça

Tanım

  1. Bilgelik, ilim, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırabilme kuvveti.

    Allahü teâlâ dilediği kimseye hikmet verir. Hikmet verilen kimseye muhakkak çok hayır verilmiştir.

    (Bakara sûresi: 269)

    Hikmetin başı Allah korkusudur.

    (Hadîs-i şerîf-Beyhekî, Deylemî)

    Hikmet, mü’minin kayıp malıdır. Nerede bulursa alsın.

    (Hadîs-i şerîf-Tirmizî)

    Şiirin bazısı hikmettir.

    (Hadîs-i şerîfEbû Dâvûd)

  2. Peygamberlik.

    Allahü teâlâ ona (Dâvûd aleyhisselâma) saltanat ve hikmet verdi.

    (Bakara sûresi: 251)

  3. Sünnet (Kitab ile beraber).

    Daha önce apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlarken, Allahü teâlâ içlerinden, onlara, âyetlerini okur, onları tertemiz yapar, onlara Kitabı ve hikmeti öğretir bir peygamber gönderdiği gibi mü’minlere büyük bir lütûfta bulunmuştur.

    (Âl-i İmrân sûresi: 164)

  4. Sebeb; ilahî emir ve yasakların herkesçe anlaşılması mümkün olmayan maksadı.

    Hak teâlânın fi‘li illet ve sebebden hâlîdir. Fakat hikmet ve maslahattan hâlî değildir.

    (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)

Paylaş

Benzer Kelimeler