Havz
Tanım
-
Etrafı çitle çevrili yer.
-
Suya girme.
-
Sakınılacak işe sokulma, girişme.
-
Havuz, göl.
Size iki şey bırakıyorum. Bunlara yapışırsanız, benden sonra doğru yolda kalırsınız. Biri, ötekinden daha büyüktür. Bu, Allah’ın kitabıdır. İkincisi, Ehl-i beytimdir. (Cennet’te) Havz(-ı Kevser) başında bana kavuşuncaya kadar, ikisi birbirinden ayrılmaz.
(Hadîs-i şerîf-Müslim, Tirmizî)
Bir gün Mevlânâ Celâleddîn Rûmî havz kenarındaydı. Yanında kitaplar vardı. Şems-i Tebrîzî gelip kitapları sordu. “Sen bunları anlamazsın” dedi. Şems-i Tebrîzî kitapları suya attı. Mevlânâ, âh babamın bulunmaz yazıları gitti, diyerek çok üzüldü. Şems-i Tebrîzî elini uzatıp herbirini aldı. Hiçbiri ıslanmamış görüldü. Mevlânâ; “Bu nasıl iştir?” dedi. Şems-i Tebrîzî; “Bu zevk ve hâldir. Sen anlamazsın” buyurdu.
(Menâkıbü’l-Ârifîn)