Havz

حوضArapça

Tanım

  1. Etrafı çitle çevrili yer.

  2. Suya girme.

  3. Sakınılacak işe sokulma, girişme.

  4. Havuz, göl.

    Size iki şey bırakıyorum. Bunlara yapışırsanız, benden sonra doğru yolda kalırsınız. Biri, ötekinden daha büyüktür. Bu, Allah’ın kitabıdır. İkincisi, Ehl-i beytimdir. (Cennet’te) Havz(-ı Kevser) başında bana kavuşuncaya kadar, ikisi birbirinden ayrılmaz.

    (Hadîs-i şerîf-Müslim, Tirmizî)

    Bir gün Mevlânâ Celâleddîn Rûmî havz kenarındaydı. Yanında kitaplar vardı. Şems-i Tebrîzî gelip kitapları sordu. “Sen bunları anlamazsın” dedi. Şems-i Tebrîzî kitapları suya attı. Mevlânâ, âh babamın bulunmaz yazıları gitti, diyerek çok üzüldü. Şems-i Tebrîzî elini uzatıp herbirini aldı. Hiçbiri ıslanmamış görüldü. Mevlânâ; “Bu nasıl iştir?” dedi. Şems-i Tebrîzî; “Bu zevk ve hâldir. Sen anlamazsın” buyurdu.

    (Menâkıbü’l-Ârifîn)

Paylaş

Benzer Kelimeler