Hak (hakk)
Tanım
-
Gerçek, doğru.
-
Vâcibü’l-vücûd yani varlığı lâzım olan, hiç yok olmayan, dâimâ var olan ve kendisinden başkası yaratmaya lâyık olmayan, ezelî ve ebedî, zâhiren ve bâtınen varlığa tek hak sahibi olan, bütün mahlûklara varlıklarını bahşeden mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (El-Hakk). Cennet ehli (Cennet’e girince) Cehennem ehline; “Biz rabbimizin bize vâdettiğini (sevâbı) hak bulduk. Siz de rabbimizin size vâdettiğini (azâbı) hak buldunuz mu?” diye seslenir.
(Onlar da) “evet” derler.
(A‘râf sûresi: 44)
Allah, Hak’dır.
(Müşriklerin) Allahü teâlâdan başka taptıkları bâtıldır (yok olucudur).
(Hac sûresi: 62)
Hak gelince, bâtıl (şirk, puta tapmak) gider.
Bâtıl, her zaman gidicidir.
(İsrâ sûresi: 81)
Her gün el-Hak ism-i şerîfini bin defâ söyleyenin huyu ve ahlâkı güzelleşir. (el-İstigâsetü’l-Kübrâ) Hak şerleri hayr eyler, Zannetme ki gayr eyler, Ârif ânı seyr eyler, Mevlâ görelim n’eyler, N’eylerse güzel eyler.
(İbrâhim Hakkı Erzurûmî)
Ölüm haktır, kabir haktır. Kabirde, Münker ve Nekir denilen iki meleğin meyyite suâl sorması haktır. Haşr haktır. Neşr haktır. Dünyada yapılan amellerin işlerin hesâbını vermek haktır. Amellerin tartılması haktır. Cehennem üzerinde bulunan ve üzerinden geçilecek, Sırat denilen köprü haktır. Cennet’in mü’minler için, Cehennem’in de kâfirler için olduğu haktır.
(Akaid-i Nesefî)
-
Adalet; adaletin veya örfün gerektirdiği veya insana tanıdığı şey, alacak, hâtır, hürmet.
Müslümanın Müslüman üzerine beş hakkı vardır: Selâmına cevap vermek, hastalığında arayıp sormak, cenâzesinde bulunmak, da‘vetine gitmek, aksırıp elhamdülillah deyince, yerhamükellah diye karşılık vermek.
(Hadîs-i şerîf-Buhârî, Müslim)
Bir kimse, peygamberlerin alâ nebiyyinâ ve aleyhimüssalevâtü vesselâm yaptığı ibâdetleri yapsa, fakat üzerinde başkasının bir kuruş hakkı bulunsa, bu bir kuruşu ödemedikçe, Cennet’e giremeyeceği bildirilmiştir.
(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)
Bâyi‘den başka bir kimsenin hakkı bulunan bir malın satılması, o kimsenin izin vermesine bağlıdır. Yani izin vermezse müşteri o mala mâlik, sahip olamaz.
(İbni Âbidîn)
Resûlullah aleyhisselâm;
“Allahümme innî es’elüke bi-hakkı’s-sâ’ilîne aleyke” (Yâ Rabbî! Senden isteyip de verdiğin kimselerin hakkı için, senden istiyorum) derdi ve böyle duâ ediniz!” buyururdu.
(Hadîs-i şerîf-İbn-i Mâce)
Yâ ilâhî ol Muhammed hakkı-çün Ol şefâat kânı Ahmed hakkı-çün Biz âsî mücrim kulları Yarlığayub günahlardan berî kıl, Kabrimiz îmân ile pür nûr kıl, Mûnis-i gılmân ile hem hûr kıl.
(Mevlid-i Süleymân Çelebi)