Fidye
Tanım
Bir şeyin yerine geçmek üzere verilen bedel, kurtarmalık, kurtuluş akçesi.
O, size farz kılınan oruç, sayılı günlerdir. O günlerde sizden kim hasta yâhud seferde olur da iftâr ederse, tutamadığı günler sayısınca sıhhat bulduğu ve rahat ettiği başka günlerde oruç tutar. Fazla ihtiyarlık ve devamlı hastalık gibi sebeblerle oruç tutmaya güç getiremeyenler üzerine bir yoksul doyuracak kadar fidye vermek lâzımdır. Bununla beraber kim fidyeyi çok verir yâhud hem oruç tutar, hem de fidye verirse, onun için daha hayırlı olur. Size seferde oruç bozmak ve yaşlı hâlinizde fidye vermek izni verilmişken, yine oruç tutsanız hakkınızda hayırlıdır, eğer orucun fazîletini bilirseniz.
(Bakara sûresi: 184)
İhtiyar olup, ölünceye kadar Ramazan veya kazâya kalmış oruçlarını tutamayacak kimse ve iyi olmasından ümit kesilen hasta, zengin ise, her gün için bir fıtra yani 520 dirhem (1750 gram) buğday veya un veya kıymeti kadar altın veya gümüş parayı, bir veya birkaç fakire fidye olarak verir. Ramazanın başında veya sonunda toptan hepsi bir fakire de verilebilir. Fidye verdikten sonra kuvvetlenirse, Ramazan oruçlarını ve kazâ oruçlarını tutar. Fidye vermeden ölürse, ıskat yapılması için vasiyet eder. Fakir ise, fidye vermez. Duâ eder.
(İbni Âbidîn)
Hanefî mezhebinde, İmâm-ı Muhammed’e göre, Müslümanların mal ve paraya ihtiyaçları varsa, esirlerin fidye karşılığında serbest bırakılması câizdir.
(Fethü’l-Kadîr)