Arafât
Tanım
Mekke-i Mükerreme şehrinin yirmi beş kilometre güneydoğusunda haccın farzlarından vakfenin yapıldığı yer. (Hac mevsiminde ticâretle)
Rabbinizden rızık istemenizde bir günah yoktur. Arafât’tan (döndüğünüzde) Meş‘ar-i Haram’ın yanında (tehlîl ve telbiye ile) Allah’ı zikredin, anın. O, size nasıl hidâyet ettiyse, siz de O’nu öylece anın!
(Bakara sûresi: 198)
Arefe günü Allahü teâlâ Arafât’ta vakfe yapanlardan râzı olur. Sonra onlarla meleklere karşı iftihâr ederek; “Bunlar ne isterler ki işlerini bırakıp burada toplandılar” der.
(Hadîs-i şerîf-Müslim)
Hac, Arafât demektir.
(Hadîs-i şerîf-Ebû Dâvûd, Tirmîzî, Nesâî)
Arefe günü Arafât’ın
(Vâdî-yi Urene)
denilen yerinden başka herhangi bir yerinde, öğle ve ikindi namazlarından sonra bir mikdar vakfeye durmak farzdır. Bu gün bir an için bile olsa Arafât’ta bulunmayan hacı sayılmaz.
(İbni Âbidîn, Mevkûfât)
Resûlullah aleyhisselâm vefâtına yakın meşhur vedâ hutbesini Arafât’ta okudu. Âdem aleyhisselâm ile Havva vâlidemiz Cennet’ten ayrılıp yeryüzüne indirilince Arafât’ta buluştular. Bir rivâyete göre buraya bu yüzden buluşup, tanışmak mânâsına Arafât denmiştir.
(Zerkânî)